Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Temmuz 2008 tarihli yazilar Temmuz 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Michelle Hunziker (

sizi, gözetleyen, biri, var


sizi, her, an, gözlenebilirsiniz


'Türbanlı görüntülerimden nefret ediyorum

ürkiye'nin ilk türbanlı spikeri, neden örtündüğünü ve neden vazgeçtiğini anlattı

Türkiye'nin ilk türbanlı spikeri Kübra Doğru, neden örtündüğünü ve örtünmekten neden vazgeçtiğini Haberturk'de yayınlanan 'Söz Sende' programında Balçiçek Pamir'e anlattı.

Önce medyayı sorayım. Güzel Sanatlar'da resim okumuşsun. Niye medya?
Aynı süreçte çok yakın arkadaşlarımız vesilesiyle özel radyo ve teeleviyonların yeni yeni başladığı dönemdi. O dönemde radyoya önerdiler. Çok güzel okuduğumu söylüyorlardı. Cahil cesaretiyle gittim. Öyle başladım.

O zaman başın örtülü müydü?
Hayır.

Peki ailen nasıl bir aile?
Tamamen kendi kararlarını vermek için ortam sağlayan bir anne babayla büyüdüm. Ne muhafazakar ne de marjinal bir ailye sahip değilim. Geçmişi soylu, Kafkas Türkleri...Bir tarafımda Dursun Akçan var bir tarafımda bakanlık yapmış Abdülmecit Doğru var. Onların içinden gelip bir şeylere duyarsız kalmak imkansız. Algılarınız bir şeylere sürekli açık. Beni yönlendiren kimse yoktu.

Kaç yaşındaydın başını örtmeye karar verdiğin zaman?
Sanırım 24. O dönemde çok fazla her anlamda herkesi okuyan biri olduğum için. O dönemde okuduğum Mesnevi, onu okuyanlarla bir arada vakit geçire geçire o arayış sizi o tarafa doğru kanalize eder.



"Ben islamın gereklerini yerine getirmeliyim" ya da "Başımı örtmeliyim gibi bir şey mi oluyor?"
Nasıl ki herkesin ilk gençlik döneminde muhalif isteği vardır ya. Bir şeylere karşı ispatlayış kendimce seçtiğim, uyguladığım...

Fatih'e gitmişsin, başörtüsü almışsın. Ne yaptı ailen bundan sonra?
Bu fikrin farkındaydılar. Kanalize olduğumun farkındaydılar. Zorlukların söylenildiği bir noktada böyle bir giyimle karşılarına çıktığımda "Sen bilirsin" dediler.

Peki çevre nasıl karşıladı? Mahalle baskısı başka türlü de olabiliyor çünkü.
Ben o dönemde TGRT'de bir haber programında çalışıyordum. Arkadaşlarım biliyordu. "Kanal 7 diye bir televizyon açılacak, sen oraya geçersen hem örtünebilirsin hem de işini yapabilirsin" Bu o zaman çok mantıklı geldi ve uyguladım.

Ve sertifikalı ilk kadın spiker oldun Türkiye'de. Hatta yabancılar seninle röportaj yaptı değil mi?
Benden önce de vardı ama geri plandaydılar. O dönem oraya geçtikten sonra şunu farkettim. Hem bu prototip içinde hem de mnedyada bu şekilde var olunamaz. Çünkü o islami kriterlere uygun değil bir kere.

Neden uygun değil? Ekranda görünmek mi?
İncelediğinizde bana göre uymuyor. Nu işi yapıp çeşitli insanlarla vakit geçirmek zorundasınız. Ya işi tercih edersiniz ya da olmak istediğiniz yolda ilerlersiniz.

İkisi bir arada olmuyor mu?
Bence olmamalı. Çünkü ikisi de birbirine aykırı. Tercihlerde her zaman ortyak nokta doğru olamaz. Tercihler tartışılamaz. Bu noktada olanlar varsa tercih yapacaklar.

Başını örttükten sonra çevre de değişiyor mu? İki tarafı da bilen biri olarak, başını örtünce dışardaki birinin bakışı farklı mı oluyor?
Hiç böyle hissetmedim. Şu anki yaşam biçimim neyse o zamanki de oydu. Yaşam biçimimi örtüyle bağdaştıramadığım için..

O yaşam biçimi neydi de örtüyle bağdaşmadı?
Bu mesleği yapıp da siz başörtülü ve o kisve altında yaşayan biri olduğunuzu iddia etmemelisiniz.

Peki herhangi bir meslek yapılabilir mi başörtüsüyle?
Yapılabilkir. O konuda kimseye bir şey diyemem.

Başı örtülü birinin yapabileceği en iyi şey evde oturmak mı?
Bu konu çok sancılı ve kişisel tercihlere kalmış bir şey.

Ben şunu merak ediyorum. Medya mı uygun değil sadece?
Bilemem çünkü bu şekilde çalışmaya devam edenler de var. Onlar için de o doğru.

Bir röportajında "Düşündüğümü, hayal ettiğimi bulamadım" demişsin başını kapatınca. Ne hayal ediyordun?
Bu röportajdan sonra bu süreç başlamıştı. benim yaşam biçimim içinde okudukarlımla yaşadıklarım arasındaki tezatlık hayal ettiğim şeyleri bana göstermedi.

Bu sektörde hem örtülü hem bu mesleği yapan biri olarak kademe kademe iş yapamayacağımı düşündüm. Sorumlukları yerine getirme ve para kazanma içindi. Bireysel devrim diyorum ben buna.

Başını açtığın gün bir yabancılık çekmedin mi? Ait olduğun gruba ihanet ettiğini hissettin mi?
Ait olduğumu hissetmiyorum. Kendi kararlarımı aldım.

Aforoz edilmekten korktun mu?
Ben o dönem sadece o kitleyen hitap eden programlar yaptım. Öyle düşünen insanlara program yapıyordum. Çevrenizde o insanlardan oluşuyor. Onlar tarafında afaroz edilmiş hissettim.

Kanal 7'den niye istifa ettin?
İşimi yapmak istiyordum.

Başını açınca yapamayacak mıydın?
Hayır, yapanlar var. Siz miyadınızı tamamladıktan sonra...Bu iş böyle bir iş. Dolayısıyla yenileri devam ettirecekti. Benim orada yapabileceklerim o kadardı. Ben her şeyi denemiştim. Sabah programı, çocuk programları.

Türbanlı fotoğrafları hiç göndermedin..
Gerek yok.

Benim de nefret ettiğim fotoğraflarım var.
Onun gibi bir şey.

Başörtüsünü çıkardıktan sonra tepkiler aldın mı?
Emine Beder ile bir TV programından sonra Kanal A'ya başladım o sürede TV'de iş yapmadım. TV ile birebir ilişkim olmamıştı bir süre.

Başını açarken birinden destek aldın mı? Fetva gibi..
Kendi içsel durumunuzu rahatlatma adına psikoloğa gidersiniz. O sürede fetva almalar vermelr vardı. Rahatlamak için istemesem de fetva aldım. Ben böyle bir şeyi uyguladım. O dönem için rahatlatan bir vatan

Bu kez de Rahmi Koç'a çattı

Başbakan Tayyip Erdoğan, İl Başkanlarına seslendiği toplantıda İşadamı Rahmi Koça'a ağır bir eleştiride bulundu....

Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuştu.

Siyasetin tabiatı gereği zor, mesuliyetli ve meşakkatli bir iş olduğunu söyleyen Erdoğan, siyaset kurumuna hariçten bakıp elini taşın altına koyma mesuliyeti üstlenmeyenlerin genellikle siyaseti kolay sanan tutum içinde olduklarını ifade etti.

Zaman zaman herhangi bir yerde bir güzellik olsa ‘Keşke bundan siyasetçiler de nasibini alsa’ denildiğini kaydeden Erdoğan, “Geçmişten bugüne bu hep böyle oldu. Ama ülkemizde bundan nasibini alamayan, kendi meslektaşlarını hiç göremezler ya da kendi meslektaşlarının Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini hiç görmezler. Onlara aslında, bir aynaya bakın da kendinizi bir görün, demek gerekiyor. Çünkü ülkemizin hiçbir zaman olumlu yanını değil de hep kendilerini bardağın boş tarafını görmekle görevli telakki ederler. Böylece gölgeler altında bir yaşam sürmeye devam ederiz. Siyaset, size muhalefet edenlerin de, toplumun tümünün hukukunu güvenceye altına almayı gerektirir" diye konuştu.


“BEN BU KONUDA TARAFIM”

22 Temmuz akşamı parti genel merkezinde yaptığı konuşma için ‘Konuşma sadece orada kaldı, maalesef ondan sonra buna uyulmadı’ gibi kasıtlı bir argüman ortaya çıkarıldığını söyleyen Erdoğan, o akşamki konuşmanın bir milat olmadığını bugüne kadar dile getirdiklerini tekrarladıklarını kaydetti. “Bizler hiçbir zaman bu ülkede ayrımcılığın tarafı olmadık” diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

KOÇ'U HEDEF ALDI

“Ben işyerime asla sakallı ve bıyıklı olanı asla almam, diyenlerden yana olmadık. Bugün dünyanın neresinde böyle bir ilkel anlayış var? Kendi insanları arasında böyle bir ayrımcılığı yapmanın sosyolojik anlamda bir tanımı olabilir mi? İnsana bakışın böyle bir tanımı olabilir mi? Düşünebiliyor musunuz, bu ülkede birçok şeylerin konuşulduğu zaman güya kendilerine saygı duyulduğunu zannediyorlar. İşte bu insanların bu ülkede primi yoktur, karşılığı yoktur. Bunlar ancak kendi lobilerinde kalırlar. Zira bu insanlar asla benim vatandaşlarım arasında kendilerine o arzu ettikleri sevgiyi saygıyı bulmazlar. Eğer bunu ben söylüyorsam, eğer burada bana taraf deniyorsa evet ben bu anlamda tarafım. Niye, çünkü benim vatandaşlarımın arasında böyle bir ayrımı yapma hakkına kimse sahip değil."

(VATAN'ın notu:

Sayın Başbakan'ın 'ayrımcılık' eleştirisi doğrusu bize biraz haksız geldi. Çünkü Rahmi Koç o sözleri giyim kuşam konusundaki özel hassasiyetini ifade etmek için kulllanmış "Sakallı, bıyıklı adam katiyen almam" dedikten sonra eklemişti.
" Kirli sakal da sevmem. Cote D’Azur’e gider gibi işe gelinmez. Bluejean de giyilmez. Kadınlar da mini giyemez! Buranın da kendine göre bir ciddiyeti var.Tişört olmaz, gömlekle gelecek, bir yakası olacak. Çorabı düşük adam da sevmem. Eti gözükmeyecek, ayakkabılar da boyalı olacak. Kadın personel için de düzgünlük isterim. Çok frapan olmasın" diye eklemişti.)